Entries (RSS)

6 Nisan 2014 Pazar

Empati Kurmanın Zararları

   Köprünün üzerinden geçiyordum, silüetim köprünün kenarında kollarını açmış bana bakıyordu.*
   Tersten balıklama atladım sanırım.  Orayı tam hayal ettiğim gibi anlatırdım da, çoğu insanın içimdeki ile tanışmasını istemiyorum.**
   Yaşamayı gerçekten seven, kaliteli yaşamak için çaba sarfeden biri olarak intihar psikolojisini anlamaya çalışıyorum. Yani bana öyle geliyor ki, köprünün kıyısında kollarını açıp süzülmek, kuşlara özenenlerin işi değil. Ben süzülebiliyorum gerçi.  Ufak bir anektod düşeyim; bu ürkütücü gözükse de bazen zevkli bir hal alıyor. Mesela karşıdan karşıya geçmek için bekliyorum, yaya için kırmızı yanıyor ve ben bir adım atıyorum, hemen dibimde bir araç bana yaklaşıyor, geri çekilsem de silüetim devam ediyor, araç silüetimin içinden geçiyor.
   Ama ona hiç bir şey olmuyor. ***
   Tek parça olduğum için dua ediyorum gerçekten. Hani içinizden bir şey düşünüyorsunuz diyelim, olmaz ya kırk yılda bir yanlışlıkla dışınızdan söyleyiverirsiniz aklınızdakini! Silüetimle kendimi karıştırsam, olur ya, sağlam gözlerimi açsam, sonra çok gülerim kendime!
   Yine de rabbim zeval vermesin aman aman.
   ...
   Daha önceleri demiştim ki -empati benim belamı veren bir şey,  bayılırım kendimi başkasının yerine koymaya, hatta bazen bi yere koyarım, kalır orda.-
   Şimdilerde bunun bir yetenek olmasıyla bir hastalık olması arasındaki ince çizgiye kafayı takmış bulunmaktayım. Kesinlikle bipolar kişilik göstermiyorum ey efendiler! -yazar burda taşlanmaktan korkuyor- Sadece anlattığım ve kendimce normalleştirdiğim şeyin çok da normal olmadığını içimde bir yerde zibidi bi ses söylüyor. Yani hayal gücü yüksek bir empati sever olmaksa problemim, bu problemi ömür boyu severim. Bi de sevdiğim başka bi illetim var ama şimdi konumuz o değil.**
   Sebepleri bir sonuca bağlamam gerekirse, içimdeki zibidinin idamını isteyeceğim. Seyreylemek isteyenlere tarihi belirtirim, şimdilik iyi geceler efendim, sevgilerimle.

Hiç yorum yok :