Entries (RSS)

3 Aralık 2013 Salı

Kirlenmek güzeldir
Deniz kenarında kumlara bulanmak,
Kirlenmek sayılıyorsa.
Güzel bir mangal akşamında bir göl kenarında is kokmak,
Ya da otururken çimlere ellerini bastığında
Toprağa,
Bir ağacın gövdesine sarıldığında
Karıncalar yürürken ellerinde,
Yaşadığını anlarsın kirlendiğinde,
Ve kirlenmek güzeldir,
Sevmeyenler temiz görüyorsa kendini.

23 Kasım 2013 Cumartesi

Aşk

   Hiç sarılmadığın için teninin kokusunu bilmediğin birine sarılıp kokusunu çektiğini düşünürken heyecanlanmak bu yüzden uyuyamamaktır aşk.
   Ya da parmaklarına bakmaktır, bakarken terlemesidir avuçlarının.
   Bir annenin hiç büyümeyen çocuğu olmaktır, içindeki çocukla yaşamaktır.
   Bir başka güzellikte olup, bambaşka tazelikte doğmaktır ve veya Anka olmasıdır ruhun.
   Hep güzel olmaktır aşk.
   Hep güzel kalmaktır.

28 Eylül 2013 Cumartesi

Eski Sevgilinin Arkasından Konuşmak vs Sevdiğim Şiirler

   En sevdiğim iki şiire bakıyorum, ikisinin de yaşadığı aşka saygısı yok sanki. Ben olsam, aklıma gelse bu dizeler yazmazdım arkadaş karşımdakine saygımdan diyorum, işte biz ondan sanatçı olamadık , her duyguya hitap yok diyorum sonra. Arkasından konuşmayacaksın ne olursa olsun, hissettiğine, önceden hissettiğine bile saygın olacak diyorum. Mesela Nazım Hikmet'in "Herkes Gibi" ye tapıyorum, bu kadar yerli yerine her kelime nasıl koyulmuş şaşıyorum. Ya da Özdemir Asaf 'ın "Duvara Astığım" şiiri. Seni beklerken ölmem dediği insana, beklememe ihtimalini sunması. Ne bileyim. Anlayamıyorum. Yine de, şiir arkasından konuşuldukça güzel sanki.


DUVARA ASTIĞIM 

Ölünceye kadar seni bekleyecekmiş, 
Sersem. 
Ben seni beklerken ölmem ki.. 
Beklersem.
 
Özdemir Asaf

HERKES GİBİ
Gönlümle baş başa düşündüm demin; 
Artık bir sihirsiz nefes gibisin. 
Şimdi tâ içinde bomboş kalbimin 
Akisleri sönen bir ses gibisin.

Mâziye karışıp sevda yeminim, 
Bir anda unuttum seni, eminim 
Kalbimde kalbine yok bile kinim 
Bence artık sen de herkes gibisin. 

Nazım Hikmet

18 Eylül 2013 Çarşamba

Fark Etmek ve Edebilmek

   Artık hissettiklerimi kalbime yıkmaktan vazgeçtim. İnsan kendine hükmedebiliyorsa ve her şey beyinde bitiyorsa sanırım duyguların suçlusu da beynimiz ve bir şekilde kendimiz. Herkes kendi katilini doğurur demiş miydim? Bunca yıl içinden oklar geçirdiğimiz kalplere yazık etmişiz.*

   İnsan olmak çok garip diyoruz ya bazen. Sanki başka bir şey olabilmişiz gibi. Çok merak ediyorum, ben bir çiçeği dalından koparmadan, henüz o canlıyken yani, avuçlarımın arasına alıp tüm masumiyetini sevdiğimde, o da benimle aynı şeyleri hissediyor olabilir mi? Ya da kendini taciz edilmiş gibi hissediyordur belki.**

  Beynim (kalp olmasından vazgeçtiğim şeyler) çok karışık şu anda. Hem öyle dolu sevinç var, hem her bir tarafından da kırılmış gibi. Kalıcı hasarlar bırakabiliyor maalesef bazen bazı insanlar, küçük şeyler, sözler ve bazı olaylar.***

  Şu an istediğim tek şey, saniyeler içinde etrafımda ve kendimde değişen şeylerin farkındalığına erişmek. Böylece hayatın ne denli mükemmel olduğunu, hassas dengeleri, nefesimin sesini, kirpiğimin arasından sızan ışığı daha net fark edebileceğimi umuyorum.

  Hayatın mükemmel olduğunu daha da net fark etmeyi umuyorum. Sonu yok ya, dibin de dibi var, zirveye varsan gök var. Öyle işte. Sınırlardan geçmiyorum, ortadayım, her tarafı görmek istiyorum.

 Sevgilerimle.

Söz

Göz değdi göze,
Sükut kesti sözü,
Nefes değdi nefese,
Nefes kesti sözü.

Nursel BAYIR

1 Ağustos 2013 Perşembe

Babam

Benim babamın ayakları kökleridir,
Ve elleri uzanır gökyüzüne.
Ilık rüzgarları eser çevresinde,
Bense hep onun gölgesinde huzur bulurum.

Nursel BAYIR.

25 Mayıs 2013 Cumartesi

24 Mayıs 2013 Cuma

İç Ses vs. Nursel

    Bir döndüm ama pir mi döndüm bilemiyorum cümle alem. Ben yokken hepiniz hayatınızı düzene koymuşsunuzdur umarım. Hedef kitlem kendini ifade etmekten zevk alan bir kitle olmalı, bana mail atan bir kaç arkadaş öyle şeyler anlatıyorlar ki beni depresyonlardan depresyonlara sürüklüyorlar. Güzin abla mıyım yahu ben! Bilesiniz ki, empati benim belamı veren bir şey. Bayılırım kendimi başkasının yerine koymaya, hatta bazen öyle ki, bir yere koyuyorum, kalıyor orda. O yüzden beni üzmeyin. Bu tatlı sitemimin ardından biraz olan bitenden bahsetmek istiyorum. Şu sıralar, daha doğrusu son bir kaç gündür psikolojim şu durumda "Hayır Nursel, hayır Nursel, hayır Nursel, bunu kendine yapma Nursel, bunu düşünme Nursel." kendi kendime engel olmaya çalıştığım bir kaç şey var, pek başarılı olduğum söylenemez. Bunca zaman neden buralara uğramadığımı sorarsanız da, pek anlatılcak bir şey yok, yazasım gelmedi, yazasım geldiğinde de yazacak bir araç bulamadım. Zaman mekana, mekan zamana uymayınca hal bu oldu. İyisi mi önümüze bakalım.*

   Velev ki sorunlarımız hala bitmedi. Bitmesin de, sorun biterse biz de biteriz.**
Yapmak istediğim şeylere vakit bulduğumda kendi kendime karakter analizimi yapmaya başlıyorum.
İç Ses: Nurselcim, akşam spor yapacaksın canım.
Nursel: Hatırlatmasan olmaz di mi, pöff tamam.
İç Ses: Nurselcim biraz dil çalışacaktın hani?
Nursel : Kitabımı kaybettim.
İç Ses: Alt çekmeceye koydun ya canım.
Nursel: Sen ne zamandan beri bu kadar kibarsın lan?
İç Ses: Sana da yaranılmıyor ha!
Nursel : TAMAM.

Bu şekilde kendimi üşengeçliğin pençelerinden almaya çalışıyorum. Yani teorikte üşengeçlik yapmaya çalışsam da vicdanım el vermiyor, kolumu kapıp götürüyor.***

Elimde dilini bilmediğim bir kitap var, yarın öbür gün o dili öğrenirim diye atamıyorum. Bir de öyle güzel bir eski basım ki, kıyamıyorum. Duygusal bağ kurdum kitapla, gerçi sahnelenmiş halini izlemiş biri olsam da, okursam, ayrı bir zevk alacağımdan eminim. Ateşlenmeyi bekleyen bir fitil gibi duruyor kafamda açıkçası. Her an rusça öğrenicem diye ortalara dalabilirim. Ama önce eldekileri halletmek gerek. Neyse gençler, uzun bir aradan sonra, geçiş evresi yazımla buralardaydım. Bir dahaki yazımda, beklentinizi daha yüksek tutun.

Sevgilerimle.

Nursel BAYIR

9 Mart 2013 Cumartesi

Aşık olma, Aşk ol!



Bırak karşındaki sana yalanlar söylesin, oyunlar oynasın;
bu senin sorunun değil ki.
O eksik kalsın, sen tam yaşa; aşık olma, aşk ol !

(Osho)

18 Şubat 2013 Pazartesi

Pasif Volkanik Dağ Gibiyim İçimde Çok Büyük Bir Güç Var; Dışarı Vurulamayan!


    Aman efendim gezmeler tozmalar, kurslar, okumalar, hanimişler, yeniymişler, eskimişler, bitmişler, başlamışlar, falanlar, filanlar.Amma yoğun haftaydı yahu! Ve daha da yoğunu beni bekliyor maalesef. Yine de içimdeki o köşede kullanılmayı bekleyen rezervi kaybetmedim ve onu bu hafta tüketmeyi düşünüyorum. Önümüzdeki haftaya Allah kerim!

    Kendi kendine iş çıkaran biri olarak, yaşam tarzımdan çoğunlukla memnunum. Fakat bu yaptığım şeylerden de aynı ölçüde memnun kalıp kalmadığımı çoğu kez sorgulamama sebep olan bir yaşam tarzı. Her şeye erişme isteği, her şeyi yapma isteği, "maymun iştahlılık" yani. Fakat bu iştah öyle ki çoğu insanda bir "hep"lik yerine, bir "hiç"lik oluşturuyor. Hem böyle davranıp hem de "hiç" olmamak için, ekstra efor sarf etmek gerekiyor. Uykusuz zamanlara alıştım zaten de. Bari hepsi bir yerden bastırmasa. Arada nefes alsam mesela!

    Sanırım PASİF VOLKANİK DAĞ GİBİYİM İÇİMDE ÇOK BÜYÜK BİR GÜÇ VAR;DIŞARI VURULAMAYAN hastalığı benimki. Yani, pilimin bitebileceğini düşünemiyorum. Düşünemediğimi farkediyorum ama bunu durduramıyorum. Anca bütün haftalık programım doluyor ve artık yeni bir şeye yer kalmıyor. İşte o zaman diyorum ki "Hay, Allah kahretsin! Neyse ilk boşlukta hallederiz." "Lan neyi hallediyorsun neyi?" diye kızmadan da kendime edemiyorum aynı anlar içerisinde. Dışarı vurucam da kendimi, dışardaki dağa taşa vurucam sonunda.

  "Kendim ettim kendim buldum" da diyemiyorum yani. Kabadayı mıyım, artist miyim neyim. Suçsa, sorunsa kabullenemiyorum da. Böyle ulvi bir insanmışım gibi geliyor bazen. Dünyaya bir amaç için gönderilmişim. Fakat kendimi bildim bileli, bir atraksiyon, gelen giden falan yok. Uzaylılar bile gözükmedi bana, bir masum köylü olamadım. Bildiğin öyle henüz hayata bir şey katamamış, sivilcesi çıktığında sorun eden, onu mu giysem bunu mu giysem sorunu olan biriyim yani. Yine de hayatımın son demlerine varmadan önce, "İşte bu be, bunu bir tek ben yaparmışım be." diyebileceğim bir şeyler çıkar ortaya diye umut ediyorum, ümitsizce bekliyorum. Hani rezervasyon durumu oluyorsa benimkisi 33 yaşımda olsun. "Altın çağ" gibisine. 33'e kadar da kaderim benim ne denli değerli bir insan olarak hayatta bulunduğumun farkında olmalı ama! Zulüm etmesin şimdi orda anlaşalım. (!)

   İlacım şimdilik "yarım aspirin" gibi aslında hiç bir işe yaramayan 8 saate tamamlanamayan uyku'm. Yatayım da, artık vücudum ortaya 3-5 saat bir uyku atsın da uyuyayım. Herkese iyi geceler madem. Ben oldum siz olmayın, ben ettim siz etmeyin.
 
   Sevgilerimle,
   Nursel Bayır

   
 

14 Şubat 2013 Perşembe

Sevgililer Günü Zamazingosu ve Ondan Alakasız Olan Enerjim

     Merhaba arkadaşlar :)

Uzun zamandır bir şeyler yazamadığımın farkındayım, ilham denen varlık bi dönem benden fazlasıyla uzak kaldı. Bu yüzden ona küsmeliyiz hep birlikte! Aman küsmeyelim bir daha gider, ona muhtacım yani, onsuz olamıyorum, o olmasa naparım? Sevgililer gününü anlayacağınız üzere "ilham" 'ımla kutluyorum, ortada biri yok yani, o yüzden şöylesi cümleler kurcam:

"Bu sevgililer günü, işte babalar günü, yok danalar günü falan hepsi kapitalizmin oyunları, insanların duygularını sömürmek için şeyapılmış şeyler.... Ne yani sizce de öyle değil mi ey çiftler ! wtf??!!"

   Ama sevgilim olsaydı şöyle cümleler kurardım:

"Ya işte ne güzel, aktivite, farklılık yani, hem bak program sebebi, bütün gün yanımda olman ne kadar da hoş..."

   Gördüğünüz üzere, aşk ben dahil bütün insanlarda beynin çalışma şekli, hatta bazen inandığımız şeyler üzerinde değişiklikler yapabiliyor. Bir çeşit mutasyon gibi.

   Bugünkü enerjime gelecek olursak -ay nihayet geldik-. Uzun bir müddet sonra bugün kafam rahat. Süslendim püslendim. Gülücükler saçıyorum. Minnacık göbeğime, "Seni öldürücem lanet olasıca" diye tehditler savuruyorum. Ayrıca bugün bir çok şeyin miladı gibi benim için. Yani bugün yapmaya başladığım ve başlayacağım şeyler var :)

*Spor Yapmak : Göbeği öldürme çabası.
*İspanyolca Dinlemek ve Günlük Çeviri Yapmak : Mp4 e attığım dinlemeleri sürekli tekrar edip, "Don Quijote de la Mancha" kitabında günlük belirleyeceğim ölçüde çeviri yapmak.
*İngilizce Cd'lere Başlamak : Daylight'ın 70 cd lik çalışmasına başlıcam nasipse. Her hafta 4 cd diyorum. İlk başlar biraz basit ilerlediğinden belki ilk bi kaç hafta için haftalık 5 cd ye çıkarabilirim.
*Daha çok piyano çalışmak : Bu tamamen benim ruhumun güzelliği adına yaptığım bir aktivitedir. Bir de tabi İlhan'ı çığrından çıkarmamak adına yapıyorum, çok sabırlı adam. Bari güzel çalayım.
*Derslerime düzenli olarak çalışmak : Aslında bu yıl yapmam gereken en önemli şey bu. Hadi bakalım.
*Boğazımı tutmak : Meyve suları, meyve sodaları, -kola, fanta falan zaten tüketmiyorum-, işte çikolatalar falan hepsine bir paydos verip, hayatımdan def ediyorum. Sağlıksız şeyler out, sağlıklı şeyler in :)

Liste bu şekilde, hatta bunları bir güzel programladım bile, tatbikine bugün başladım :)

Hayat, istediğimizi yapabilmemiz için bize sunulmuş bir fırsat, fakat hiçbir fırsat sonsuz zaman için geçerli değildir :) Verilen süre içerisinde, verilen bünyeye, ne istiyorsak yüklemeye çalışalım. Kimseyi kırmadan, kendimizi yok saymadan :)

Bu plan programa ne kadar uyduğum konusunda da sizi bilgilendiricem kesinlikle :)

Bugün siyahlara bürünecektim aslında da, toprak kokayım dedim, toprak tonlarına büründüm. Doğa beni sev, sana geliyorum! :)
Kendinize iyi bakın, Mutlu olun. Sevgiliniz yoksa da üzülmeyin. Çünkü sevgilisi olanların çoğu bugün kavga falan edip ayrılcak zaten .

Sevgilerimleeeeeeeeee :)

Nursel Bayır .