Entries (RSS)

27 Ocak 2012 Cuma

Dedektiflik 27.01.12 :) Elma Çayı- Sıcak Elma Suyu :)

    Sakarya Kampüsteki Adı Bahçe ile hayatıma giren bu über içeçeği evde de yapmak istememin sonucunda böyle bir araştırma ortaya çıktı arkadaşlar :) Elma çayı zaten şifa içeçeği resmen bu yüzden süper, tadı da güzel olunca über oluyor benim tabirimle:) Kilo vermek isteyen arkadaşlar içinse bence iyi bir yol olabilir. Ama o yol bana açılmamış maalesef:) Çünkü kilo vermek için bu çayı yapacak arkadaşların elmayı haşladıktan sonra sadece suyunu değil posasını da ezip suyuyla karıştırıp içmeleri gerek :) Ben daha berrak bir görüntüden yana olduğumdan o elmalar kaynarrrr ben süzerim hemencecik :)
   Neyse gelelim tarifine :) posasını kullanacak arkadaşlar 1 Lt suya 1/2 ( yarım ) elma, posasını kullanmayacak arkadaşlara ise 1 Lt suya 1 elma kullanmalarını tavsiye ediyorum :) Bu miktarları deneyip görerek kendinize göre değiştirebilirsiniz tabii:)
Malzemeler :
*Yukarda yaptığım açıklamaya göre elma ve su
*Kuru üzüm
*Karanfil
*Çubuk Tarçın
*1 lt için yarım limon ve ya isteğe göre portakal da kullanılabilir :)
*Tatlandırılmak istenirse 1 Lt su için yarım tatlı kaşığı bal kullanabilirler :)
Elmayı 4 parçadan fazla parçaya bölerseniz çok dağılır, posasını istemeyen arkadaşlara duyrulur:) Hepsini koyun bir tencereye kaynatın, kokusu çıktığında anlarsınız zaten olup olmadığını:)

Şifayla kalın, bu lezzeti benden duyan varsa bana teşekkürü bir borç bilsin lütfen :)
Nursel BAYIR

Deneme Gibi Başlayıp Anı Olarak Biten Yazı :)

   Bence insanlar kendilerine anlatılan her korkuyu kendi korkularının yanına koyar. Bir psikolog düşünün mesela.. Adamın biri geliyor aynaya baktığında konuştuğunu gördüğünü söylüyor ya da kapattığı her kapının ardından  o kapının arkasına yapışan o yapışkan korkunç zombilerden bahsediyor. Bu bahsi geçen psikoloğun bu olayların hiç birini evine gittiğinde hatırlamaması bana oldukça saçma geliyor. Ben onun yerinde olsaydım denerdim bir an için o adam olmayı. Aynaya bakarken ağzım kıpırdıyor mu diye incelerdim, ayna bana aykırı davranabilir mi? Ya da kapatırken odamın kapısını, dönüp ardıma uzaklaşırken kapıdan, ani bir hamleyle o kapıyı açıp ardında zombiler, yaratıklar arayabilirim.*
  Belki de gerçeğe odaklı benim beynim, zombi gerçeğine değil, anlatılanların gerçekliğine.
Yani hiç düşünmeyebilirim aslında bunların anormal davranışlar olmadığını. Varsayım kurarak ilerlenemez mi? Adamın aynaya konuşurken baktığını ya da bakmadığını hangimiz biliyor? Ya da hangimiz biliyor çok etkilendiği kabusların izlediği bir korku filminin sahnelerinden ibaret olup olmadığını. Psikoloğun meziyeti bu olsa gerek. Kendine göre gerçeküstü - anormal- ya da gerçek -normal - olayları ayırıp gerçek olmayana kendini kaptırmadan, beynine reset atarmışcasına ilerlemek. Yani adam baştan varsayımlarla başlayıp sona öyle ulaşıyor. Kendi korku tüneline yeni kahramanlar ve hikayeler sokmamak. Oysa ben hiç öyle miyim?**
  Batıl inançları olan bir insan olmadım hiç bir zaman, öyle büyük korkuları olan. Kehanetler ürettim ama hiç biri benim için olmadı. Saçma sapan uyduruk bir korku filmi resmen hayatımda bir noktayı baltaladı:) Yaklaşık 5-6 sene önce bir arkadaşımla gittiğim filmde - tepenin gözü ya da tepedeki gözler emin değilim- çölde bir tuvalet var, asker ya da öyle bir insan tuvaletini yaparken tuvaletin içinden çıkan canavar adamın totişini kapıyor. Böyle iğrenç bir sahne. Gece tuvaletim geldi diyelim. Normalde karanlıktan korkmam ben yani karanlık bir ortamda olmak rahatsızlık vermez bana ama tuvalete doğru o karanlık koridorda yürürken beynimin içinden gerilim müziği yükseliyor. Yok işimi hemen bitirip çıkayım şu tuvaletten nalet gibi bi psikolojiye giriyorum.***
  Allahtan gündüzleri öyle sorunlarım yok. Geceleri de bu şarkıyla atlatmaya çalışıyorummmm:) Neyse kendinize iyi bakın:)

Nursel BAYIR

8 Ocak 2012 Pazar

Ben, Benle Sevgili Olsaydım (!)

   Bu sıralar saçma sapan yerlerde ve zamanlarda yine saçma sapan şeyler düşünmeye başladım. Yani bu olayın yaşımla başımla bir ilgisi de yok 20 yaşındayım. Gerçi bu yaş şizofrenleşmeye başlamak için ideal bir yaş olabilir ama aklım sağlam daha çok şükür. Yine de kendimi tuvaletteyken 1 sene önce çözemediğim integral sorusunu çözerken, makyaj esnasında iddaa kuponu düşünürken falan buluyorum. Anlatacağım olayın makul bir yer ve zamanda olmasından dolayı da çok mutluyum, buraya yazmak açısından. Olay ise şöyle gelişti; Okuldan eve gelirken otobüse bindim. İneceğim zaman geldiğinde kapının açılma sesiyle aklıma şu soru geldi 'ben benle sevgili olsaydım nasıl olurdu?'. Otobüsün 1 adım merdiveninden düşüyordum az daha. Gülmem geldi tutamadım. Benim huyumda suyumda bir erkek. Kanlı bıçaklı, vahşet dolu bir ilişki. Bağlanma korkusu, asabiyet, özgüven patlamarı. Şükür dedim benim karşıma benim gibisi çıkmadı, Allah yaşatmasın. Bu konuyu burada kapattım.*
 
   Ben o konuyu kapattım, daha doğrusu kapattım sanmışım. Simit alırken aklıma geliverdi birden, ya ben benden ayrılsaydım nolurdu? Çünkü önceki düşünmemde hep ilişkinin devam ettiği varsayımlarıyla düşünmüştüm. Hiç işin sonunu düşünmemiştim. Benim o güzel beynim hiç bir düşünceyi yarım bırakmadığı için bunu da es geçmemiş sağolsun.

  Ben, benden ayrılsaydım ne olurdu?

Ne olacak? Zaten çok agresif bir ilişki yaşamış olmanın verdiği sinirle bayağı bi giydirirdim kendime herhalde. Koca burunlu- Göbekliydi - Allah bana yürü ya kulum demiş, buna yürü yağ tulumu - Önünü göremezken beni görmesine şaşırıyordum açıkcası - Evde kalır o - Kalık adayı - Hiç bir şeyi unutmaz mı insan ya! **
   Düşünmesi zevkli. Allahtan sinirlenince birden giydirdiğimi biliyorum da şu üstte yazdıklarıma itimat etmiyorum. Kendimi seviyorum. Şimdi düşüncelerinizde size, sizinle mutluluklar.
Nursel BAYIR

Doğum günü yazısı :)

    Doğum günüm 21 Aralıktaydı fakat o günün yazısını anca şimdi yazabiliyorum:) Bu yazıyı yazma sebebimse bu doğum günümün gerçekten benim açımdan çok ilginç geçmiş olması. 21 Aralık günü zaten finallerden bir hafta önce, herkesin quizi var ödevi var. Felaket bir zamanlama yani. Buna rağmen doğumgünü partisi yapayım son son dedim, seneye yapmama kararı almıştım çünkü. Neyse sevgili sevdiceğim partimin hazırlıklarını yapmış herkesle akşam 8 diye sözleşilmiş falan. Biz akşam 8 oldu gittik mekana bizden kimse yok. Akılsız başın cezasını ben çektim:D Parti 8 de ise 7 buçuk diyeceksin ki millet 8 e toplanabilsin. 8 buçuk oldu saat yavaş yavaş toplandık az çok ama ortada bir sorun var(?), partide kız yok. Gelen arkadaşlarımın hepsini çok seviyorum, feminist falan da değilim ama 10 tane erkeğin arasında tek kalınca kendimi bir kötü hissettim istemsiz. Meğersem gelecek olan kız arkadaşlarımızda o sıra toplaşmaya çalışıyormuş. Onlar geldiklerinde 1 dk içinde o kötü hissiyatımın hepsi geçiverdi. 10 dk daha geç gelselerdi oturup ağlardım yeminlen :)Bütün buraya kadar her şey iyi güzel. Ya doğumgünümde arabesk nedir ya?  Geçen sene partiyi yaptığımız mekanda yaptık ama bu sene repertuarları çok değişmiş anladığım o oldu :) Yani kalkıp iki oynayamadım doğru düzgün. Gecenin sonunda jilet arayacak böğrümü parçalayıp yerlere serecek hale geldim.*
   Hediyelerimi ise çok sevdim :)
Böyle bir geceydi benim doğumgünüm de işte:) Gecenin en uzun olduğu gün doğmuşum. Finallerden 1 hafta önce;)
Nursel BAYIR

2 Ocak 2012 Pazartesi

Hapşuu


    Bir -hapşuuu- ile başlar bazen hatıra denen akım. Nefesimde bir irkilme oldu şu saatte. Işığa baktım hapşırdım. O an o hapşırma aklımı çok eski bir anıma yönlendirdi nedense. Alakasız, sevgi dolu, dost dolu.. Belki o kişinin yüzünü bile unutmuş olabilirdim, Facebook -hayatımızın gerçeği- olmasa insanların yüzünü bile unutabilirdik. Açtım resimlerine baktım tek tek, gülen sıcak gözlerini özlediğimi hissederek. Yazdıklarını okudum, hep aynı mağrur tavır, hep aynı sempatiklik. Hapşırdım ya; çok alakasız çok bağlantısız. Hatırlanmaya ihtiyacı varmış demekki.

    Ben mi?

Ben şu saatte sınavı olupta çalışmayı bu yazı için bırakan, anıları depreşen insanım. Belki hayattaki en güzel sınavlarımdan birini bu yazıyı yazarak olduğuma inanan insanım. Not; evet önemli, tekrar unutmamak için birini yazmaksa daha önemli.

   Simalar silinirse aklından, resmetmek için geç kalmışsan, yazdığını okursun...
Nursel BAYIR